Gözder üyeleri ve ailelerinden oluşan 45 kişilik guruba 6 Temmuz Cuma Günü akşam saatlerinde İstanbul’dan hareketle Safranbolu ve Amasra’yı kapsayan Kültür turu düzenlendi.

Safranbolu’da ilk durağımız Hıdırlık Tepesi. Muhteşem Safranbolu manzarasına karşı fotoğraflarımızı çektik. Sonra şehri daha yakından gezmeye başladıkarihi dokusu ve görsellikleriyle aile yaşantısını yaşatan Kileciler Evi, İstanbul’daki Nuruosmaniye Cami’sinin adeta küçük bir modelini oluşturan İzzet Pasa Camii,sevgi ve merhamet sembolü Güvercin Yuvaları, sıcak ve soğuk demircilik el sanatlarının üretildiği yaşayan tek Lonca çarşısı olan Demirciler Çarşısı,eskiden yemeni denilen ayakkabının yapıldığı eski Lonca Çarşısı olan Yemeniciler Arastası, giriş kapısı, kilit ve anahtarı ile Türk demir işçiliğinin ilginç örneği olan Cinci Hanı, avlusunda şadırvan, güneş saati ile kütüphane ve muvakkithane bulunan Köprülü Mehmet Pasa Camii gezilerinden sonra, Safranbolu’nun Bağlar Kesimi‘ni gezdik.

 Safranbolu’ya hâkim bir nokta olan Hükümet Tepesi’ nden eski Rum Mahallesi’ni ve Müslüman Mahallesi’ ni görüyoruz. Tarihi Saat Kulesi’ni ve Safranbolu’nun tarihini yansıtan ve yöresel eşyalarla donatılmış Kent Tarihi Müzesi (Eski Hükümet Konağı) gezip Amasra’ya hareket ediyoruz. Çeşmi-Cihan (Dünyanın Gözü) olarak nitelendirilen limanı, balığıyla ve rahmetli şarkıcı Barış Akarsu ile ünlü Karadeniz’in şirin beldesi Amasra’dai ilk olarak Amasra yolu üzerinde bulunan Kuş Kayası Yol Anıtı’nı görüyoruz. Daha sonra Fatih Sultan Mehmet’in Lalasına “Lala Lala Çeşm-i Cihan buramı ola” dediği noktadan Amasra’yı fotoğraflıyoruz. Gezimize Amasra’nın Büyük Liman’ından başlıyoruz. Küçük Kilise olarak adlandırılan şapelin yanından geçerek eskiden kilise olarak kullanılan Fatih Cami’yi görüp, Cevovalılara aitCenova Şatosu’ndan geçip Kemere Köprüsü’ne iniyoruz. Fotoğraf molasından sonra, Sormagir Kalesi’ne girerek Ağlayan Ağaç’a yürüyoruz. Ağlayan Ağaç’ın bulunduğu mevkiden Tavşan Adasını panoramik olarak görüp, burada çay molası verdik. Moladan sonra aynı yol üzerinden Kemere Köprüsünden geçerek kente adını veren Prenses Amastris’in havuzunu görüyor ve Küçük Liman’dan geçerek Çekiciler Çarşısı’nı gezerek  balık restoranımızda yemeğimizi yedik ve Barış Akarsu için yapılan anıt ve Haluk Levent Konseri de bize sürpriz oldu.

Görme engelimiz yaşamın tüm güzelliklerini tatmamıza engel değil. Biz de hayatın içşinde varız dedik ve farkındalık yarattık. Nice güzel etkinliklerde buluşmak dileğiyle İstanbul’a döndük..