BASINA VE KAMUOYUNA
COVİD-19 pandemisi bahane edilerek yükümlülükleri olanları koruma amacıyla ERİŞİLEBİLİRLİĞİN bir kez daha ertelenmesini kınıyoruz.
Bu erteleme kararının gerekçesinde, COVİD-19 pandemisinin orantısız derecede etkilediği engellilerin haklarının gözetilmediği açıktır. 14.7.2020 tarihinde TBMM Başkanlığına sunulan Kanun maddesinin gerekçesinde, “Engelliler Hakkında Kanunun geçici 3.maddesinde yapıların ve toplu taşıma araçlarının engellilerin erişilebilirliğine uygun olması için gereken tedbirlerin almasına yönelik hükümler düzenlenmektedir.
Bu kapsamda erişilebilirliğin sağlanabilmesi için yapılacak yükümlülükleri düzenleyen hükümler uyarınca ilk kez denetlenerek eksikliği olduğu tespit edilenler ile daha önce tespit edilip süre verilenlere; karşılanması gereken yükümlülüklerin COVİD-19 salgını sebebiyle aksaması ve yükümlülüğün maliyet ve niteliğine göre ilave süre verilebilmesine imkan tanınması amaçlanmaktadır” ifadelerine yer verilmiştir.
Yapılan düzenleme, Engelliler Hakkında Kanunun 7.maddesine ve BM Engelli Hakları Sözleşmesinin “erişilebilirlik” başlıklı 9.maddesine; daha da ötesinde Sözleşmenin var oluş amacına aykırıdır.
Unutulmamalı ki; engellilerin tüm insan haklarına erişiminin odağında olan erişilebilirlik; Sözleşmenin de yol gösterici temel ilkelerindendir.
“Bizim Hakkımızda Karar Alınırken Karar Süreçlerine Dahil edilmiyoruz”
Bu erteleme kararında bir kez daha gördük ki; engellilere ve onları temsil eden engelli örgütlerine yani bizlere hiçbir şekilde danışılmamıştır.
Karar vericilere, bizimle ilgili karar süreçlerine katılmamız gerektiğini bildikleri halde, bize danışmadan erteleme kararının ne amaçla alındığını sormak, en doğal hakkımızdır.
“Engellilerin Tüm İnsan Haklarına Erişiminde Erişilebilirlik Öncül Bir Haktır”
Engellilerin, eğitim hakkından sağlık hakkına, çalışma hakkından seyahat özgürlüğüne, kişisel hareketlilik hakkından bağımsız yaşama hakkına ve topluma tam katılımlarının sağlanmasına kadar tüm yaşamsal haklara erişimlerinde erişilebilirlik; olmazsa olmazımızdır.
BM Engelli Hakları Komitesi, 2014 yılında yayınladığı “Erişilebilirlik” hakkındaki Genel Yorumunda da belirttiği gibi; Erişilebilirlik, öncül bir yükümlülüktür. Herhangi bir maliyet yüksekliği, erişilebilirlik önleminin alınmaması için geçerli bir mazeret sayılmaz.
Ancak erteleme gerekçelerine bakıldığında erişilebilirlik yükümlülüğü olanların, önlemleri almakla yaşayacakları ekonomik güçlük, daima engellilerin haklarının önünde gelmektedir.
Bu tutum, yükümlülüklerin yerine getirilmemesinde, yerel yönetimlere, kurum ve kuruluşlara ceza değil cesaret vermektedir.
Komite, Mart 2019’da Cenevre’de yapılan Türkiye Toplantısı sonrası Türkiye’ye gönderdiği 9 Nisan 2019 tarihli Nihai Gözlem Raporunda, erişilebilirlik ile ilgili olarak; mevzuatın sınırlı olması ve Kanunda belirtilen süre sınırlarına uyulmamasından endişe duyduğunu açıkça beyan etmiştir.
Komite Raporunda, Türkiye’ye 2 Nolu Genel Yorumu hatırlatarak; kapsamlı bir erişilebilirlik yol haritası oluşturulmasını da tavsiye etmiştir.
Öte yandan,
BM Çocuk Hakları Komitesi, engelli çocukların haklarına dair 9 sayılı Genel Yorumunda (2006), toplu taşımaya ve kamu binaları, alışveriş alanları ve rekreasyon tesisleri de dahil diğer tesislere fiziksel açıdan erişilememesinin, engelli çocukların sağlık ve eğitimi de içeren hizmetlere erişimlerini önemli ölçüde tehlikeye attığını vurgulamıştır.
Bugün geldiğimiz noktada, her iki Sözleşmenin ve de Komitelerin tavsiyelerinin dikkate alınmadığını görüyoruz.
“Alışkanlık Haline Gelen Erteleme Kararının Bir Kez Daha Olmayacağının Garantisi Yoktur”
Bu kararın alınması ile engellilerin tüm insan haklarından yararlanmaları engellenmektedir.
Bu nedenle bu karar, Sözleşmeye göre engelliliğe dayalı ayrımcılık, dışlama ve açık bir biçimde kısıtlamadır.
Sürekli erteleme kararları yüzünden, makul düzenleme taleplerinin karşılanmasının artık mümkün olmayacağı da açıktır.
Kaldı ki makul düzenlemenin reddinin de engelliliğe dayalı ayrımcılık olduğu unutulmamalıdır.
Engelliler Hakkında Kanunun genel esaslarından biri olan erişilebilirliğin sağlanması; engellilerin bağımsız yaşayabilmeleri ve topluma tam ve etkin katılımları için esastır.
Engelliler Hakkında Kanun, bu Kanunu yürürlüğe koyanlar tarafından defalarca ihlal edilerek, engellilerin tüm hak ve hizmetlerden yararlanmasını sağlayacak fırsat eşitliği ortadan kaldırılmakta, ayrımcılıkla mücadele sekteye uğratılmaktadır.
Bu erteleme karar ile Sözleşmenin;
“erişilebilirlik” başlıklı 5.maddesi,
“seyahat özgürlüğü” başlıklı 18.maddesi,
“bağımsız yaşama ve topluma dahil olma” başlıklı 19.maddesi,
“kişisel hareketlilik” başlıklı 20.maddesi,
“eğitim” başlıklı 24.maddesi,
“sağlık” başlıklı 25.maddesi, “çalışma ve istihdam başlıklı 27.maddesi,
“siyasi ve kamusal yaşama katılım” başlıklı 29.maddesi
Ve
“kültürel yaşama, dinlenme, eğlence ve spor etkinliklerine katılım” başlıklı 30.maddesi ihlal edilmiştir.
Bunlarla birlikte;
Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin gerçekleştirilmesinde engelliliğe duyarlı politik hedeflerin
ve
2030 Gündeminin “kimseyi geride bırakma” sözünün
ve
BM’nin 06.05.2020 tarihinde yayınladığı “COVİD-19 ve Engellilik Politika Belgesi-2020” Raporunun göz ardı edildiğini de görüyoruz.
Sonuç olarak,
COVİD-19 pandemisi sürecinden engellilerin orantısız bir biçimde etkilendiğini,
engellilik ile ilgili kararlarda engelli örgütlerine danışılmasının yasal yükümlülük olduğunu,
bu erteleme kararının Engelli Hakları Sözleşmesinin taahhütlerine ve Engelliler Hakkında Kanunun 7.maddesine aykırılık teşkil ettiğini
ve
tüm süreçlerde engellilerin üstün yararının gözetilmesi gerektiğini yeniden hatırlatarak;
2005 yılından bu yana tam 15 yıldır yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçınanların, pandemi bahane edilerek koruma altına alınmasını kınıyor,
bu erteleme kararının şiddetle karşısında olduğumuzu beyan ediyoruz.
Başta Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığını ve Engelli Hakları Sözleşmesinin uygulanmasından ve izlenmesinden sorumlu Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğünü, bu kararı engelliler yararına tekrar gözden geçirmeye davet ediyoruz.
Her ilde Valilikler bünyesinde oluşturulan ve içlerinde ildeki konfederasyon temsilcilerinin de olduğu Erişilebilirlik İzleme ve Denetleme Komisyonlarının, görevlerini yerine getirirken alacakları kararlarda takdir yetkilerini “süre uzatma” yönünde değil “erişilebilirliğin sağlanması” yönünde kullanmalarını bekliyoruz.
Hak temelli hareket eden üye STK temsilcilerinden de beklenen budur.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Gözder Yönetim Kurulu
Yeter ki Kalpler Kör Olmasın ..