|
Görme özürlüler derneği Gözder 1970 yılında İstanbul/Küçükçekmecede bir grup görme engelli tarafından kuruldu.
80'li yılların ortasında Bakırköy'deki Marmara çarşısına taşındı.
1986'da Bakırköy Belediyesi karşısındaki Şükrançiftliği sokağa, geçti.
1991'de kamu yararına çalışan dernek statüsünü kazandı.
1997'de Şirinevler'de kendi binasına yerleşti.
2003 yılı sonunda Bakırköy Zuhuratbaba'daki mekana taşındı.
2007 yılında ise Ataköy 7'inci kısımdaki yeni hizmet binasına kavuştu.
Şubeleri: Tokat ve İstanbul/Kadıköy şubeleri mevcut olan Gözder'in genel merkezi İstanbul Bakırköy'dedir. Geçmişte açılan Ankara, Adana, Osmaniye ve İzmir şubeleri ileride yeniden yapılanmak üzere kapatılmıştır.
Kurulduğu ilk yıllarda görmeyenlerden oluşan müzik grupları çalıştırarak istihtam yaratmaya gayret eden dernek, daha sonra bu tür faaliyetlerine son vermiştir. Son yıllarda bakış açısını değiştirerek daha kapsamlı ve köklü amaçlara yönelmiştir.
Gözder halen görmeyenlerin eğitimi ve kültürel gelişimine katkıda bulunmak amacıyla kurslar açmakta, Avrupa Birliği ve STK'larla iş birliği yaparak projeler yürütmektedir.
2005-2006 yıllarında AB. tarafından desteklenen gençlik projesiyle çok sayıda okula gidilip, görme engellileri tanıtıcı faaliyetler yapılmış ve toplumun özürlüler konusunda bilgilendirilmesi sağlanmıştır.
Gözder lise ve üniversitede okuyan başarılı görmeyen öğrencilere burs vermektedir. Engellilerin toplumda layik oldukları yeri alabilmeleri ve onurlu bir yaşam sürdürebilmeleri için üretken insanlar olması gerektiği gerçeğinden hareket ederek onlara eğitim, kültür ve beceri kazandırmayı amaçlamaktadır.
Körler toplumun bir parçasıdır ve yaşamın içindedir. Dolayısıyla meydana gelen gelişmeler karşısında duyarlı olmak ve bir sivil toplum örgütü olarak tepkimizi ortaya koymak gerektiğine inanıyoruz.
Körlüğün Nezaket Kuralları:
Buradan devam edeyim, olayı biraz daha anlayayım derseniz, buyrun size birkaç ipucu. Buradan sonrası aslında hep biz ama, ben diyerek size daha yakın olmak istedik!
Benimle karşılaştığınızda bocalayıp ne yapacağınızı bilemez bir duruma düşmeyin. Aşağıdaki hususları hatırlamanız ikimiz içinde yararlı olacaktır.
1- Ben sıradan bir insanım, yalnızca görmemek gibi bir engelim var. Sesinizi yükseltmenize ya da bana çocukmuşum gibi davranmanıza gerek yok.Ne istediğimi yanımdaki kişiye sormayın "kahvesine krema ister mi?" yerine bana sorun.
2- Bağımsız bir şekilde yürümek için uzun bir beyaz baston yada rehber köpek kullanabilirim;veya kolunuza girmeyi rica edebilirim.Kararı bana bırakın,ve lütfen koluma sarılmayın;izin verin ben sizin kolunuza gireyim. Yükselti ve çukurları önceden sezebilmem için sizden bir adım geride yürümem gerekir.
3- Bir odanın veya kabinin veya arabanın yarım açık kapısı benim için tehlike oluşturur.
4- "Görmek" gibi sözcükleri kullanmaktan kaçınmayın. Bu sözcükleri bende kullanırım. Sizi gördüğüme sevindim gibi.
5- Bana acınmasını istemem. Ama körlüğü yüceltircesine konuşmanızı da istemem. Koku alma, dokunma veya işitme duyularım kör olduğum için daha iyi çalışıyor değil. Bu duyu organlarımı sizden daha çok kullanıyorum ve dolayısıyla bu duyularla sizin algıladığınızdan daha fazla bilgi alabiliyorum, hepsi bu.
6- Eğer sizin misafirinizsem bana banyoyu, lavaboyu, pencereyi ve hatta ışık anahtarını gösterin ışığın açık olup olmadığını bilmek isterim.
7- Eğer çok merak ediyorsanız, sizinle körlük hakkında konuşabiliriz, ama bu benim için eski bir hikaye. Benim, sizin olduğu gibi, bir çok farklı alana ilgim var.
8- Bir yemekte uyulması gereken kurallarla (sofra adabı) herhangi bir sorunum olmaz.
Beni sadece kör bir adam/kadın olarak düşünmeyin. Ben yanlızca görme duyusunu kullanmayan/kullanamayan bir kişiyim.
Yasa sürücülerin taşıdığım beyaz bastonu gördüklerinde, yol hakkını bana vermelerini gerektirir.Sadece körler beyaz baston taşıyabilir.
Bugün, caddelerde yalnız başına yürüyen daha fazla görme engelliye rastlıyorsunuz. Bunun nedeni sayımızın artması değil, kendi ayaklarımızın üstünde durmayı öğrenmemizdir. |